17 Mayıs 2007 Perşembe

JESSSSSSSST YAPTIMMMM (revize)

Canım okurlarım,
Bu mukaddesss günnnnü, "Aman da Ne Güzel..." blogumuza müzik eklenmesinin geleneksel kutlama günü olarak adıyorum. Hepimize hayırlı uğurlu olsun, yaşasın yaşasın yaşasın!!!


NOT: Ersin Bey siz değil miydiniz bana kimliğimi afişe etme diyen...Hadi bakalım, bu şarkıyı buraya koyan kişi Ersin Bey'dir. Bu beykişiye buradan teşekkürlerimizi gönderiyoruz. Bloguna şarkı ekletmek isteyen varsa kendisiyle iletişime geçebilir. :) Sevgiler Ersin, öpüyorum seni!(kötüyüm ben kötüyüm,kötüyüm!)

13 Mayıs 2007 Pazar

Anneler Günü

Boğaza nazır yapılan bir kahvaltı&öğle yemeği ardından sıra Anneler Günü vesilesiyle annelere hediye almaya geldi. Bir panik koştura koştura hediye aradım. Ailenin tek kızı olunca olay daha da kıymete biniyor...
Bugün organizasyonum olacağından annemle anneannemi kahvaltıya götürme programımızı iptal etmiştik ki planlar değişti. adidas'ın cumartesi gecesi Beyoğlu House Cafe'deki sponsorluk partisini patronum bana verince pazar günkü organizasyona gitmeme gerek kalmadı. Ama annem bir kere kahvaltıyı iptal edince bana madem öyle o zaman sen bana balkon takımı al dedi. :) Bu nedenledir ki bugün koştura koştura balkon takımı aradık, bulduk, aldık. Eve getirdim, herkes mutlu ki bir anda masanın sandalyelerin aksine monte edilmiş halde olmadığını farkettik.
Bizim evde tarihin en büyük kavgaları ya isyan bayrağını çeken ev demirbaşları (akıtan musluklar,patlayan ampüller,gıcırdayan menteşeler vs.) ya da eve yeni alınan IKEA türü demonte eşyalar yüzünden çıkmıştır. Nitekim bu sefer de bir değişiklik olmadı. Babam her zaman ki gibi kendisini usta addetti, beni de çırak atadı. Malum gün anneler günüydü, anne kenarda oturmalıydı. Biz başladık masanın ayaklarını, vidalarını ayrıştırmaya. Gören 10.000 parçalık puzzle yapıyoruz sanırdı. Yemekten önce 1,5 saat yemekten sonra babama bir ağırlık çökmesi nedeniyle 45 dakika kadar daha uğraştık. Zafer nidalarıyla harikayız biz, süperiz derken annem tüm ayakları yanlış taktığımızı, ve masanın yamuk durduğunu belirtince...İş yine anneme düştü, şu an sözkonusu masada kahvemi içiyorum. Saat 22:50. Toplamda 3 saatlik bir kurulum aşamasından sonra ailecek mutlu ve gururluyuz. Annem, anneler gününde hediye işkencesinin bittiğine seviniyor. Ben halen babamın çamur atmalarıyla uğraşıyorum:
BABA:''Sen gelmeden önce ben gayet güzel yapıyordum, sen geldin kafamı karıştırdın!'',
S:'' Ama baba sen çağırdın beni!'',
BABA:''Gel gör de öğren diye çağırdık, bak annen ne güzel yapıyor.'',
S:''Baba bu cümle olmadı ya, 'Bak babaya ne güzel yapıyordu.'' olması gerekmiyor muydu?''
BABA:''Ne alakası var kızım hayat müşterek değil mi?''
ANNE:''Susuuuuuuun, biri bana kahve yapsın, beceriksizler...''

Babalar günü yaklaşıyor, bizi ailecek, yine harika bir gün bekliyor...

7 Mayıs 2007 Pazartesi

GÜNCELLEME










Öncelikle okurları bir güncelleyelim: Efenim, hayatımda pek kayda değer bir değişiklik olmadı, ben biraz haftasonu cadalozluk yaptım. Kendimden bir canavar bir de karşımdakinden bir canavar yarattım. Sakinleştiğimi düşünüyorum...Arada sırada böyle oluyor, insan bünyesi tabii...Bu agresif pazar gününden önceki cumartesi günü organizasyon vardı Ritz Carlton'da. İnsanın staj yaptığı yere müşteri olarak dönmesi pek bir garip oluyormuş. Sanki stajdaymışım gibi mutfağa dalıverdim bir kaç kez...Ama Ritz'in ''Bizler hanımefendi ve beyefendilere hizmet eden, hanımefendi ve beyefendileriz.'' sloganı içlerine işlemiş servis görevlileri, sağolsunlar bu abuk davranışıma bir kadeh şarapla karşılık verdiler. Sonra bir kadeh daha, sonra bir kadeh daha...İki günde toplam 3 saat uyuduğumdan, biraz da şarapların da etkisiyle, Cumartesi günü 16:00 sularında uyanabildim. Bu arada o gece, elimde küçük valizimle Ritz'den çıkıp taksiye bindim, (ne kadar yorgun olunursa olunsun Cuma akşamı harcanamazdı) Taksim Tepebaşı'na gideceğimizi söyleyince, şoför suratıma ''Yazık, Ritz'den Tepebaşı'na düştü!'' ifadesiyle bakınca, her zamanki gereksiz betimlemelerimle hayatımda ilk kez gördüğüm adama namusumu kurtarmak amacıyla aslında benim otelde organizasyon için bulunduğumu, aslen Anadolu yakasında yaşadığımı, Tepebaşı'nda arkadaşımla buluşacağımı, eh insanın 2 gün işten sonra biraz gezmek istediğini yok, hayır içki için değil maksadın arkadaşı görmek olduğunu, babamın da (bu kısma nasıl geldiğimi hatırlamıyorum) Karadenizli olduğunu anlattım. (hatırladım, taksi şoförlerinin %60'ının Karadenizli olduğunu düşünüyorum nedense, dolayısıyla kızın babası hemşehriymiş diye düşündürtüp, bir kaç dakika önce hakkımda yaptığı tahminlerden dolayı onu utandırmak istememden belirtmiştim.)
Cumartesi eve dönünce, biraz aileyle vakit geçirdim ve ardından konsey toplanacaktı. Aslında bir yemek programı vardı ama o tarafı ektim. Konseyi haftalardır ihmal ettiğimden, bir türlü topluca görüşemediğimizden Berna'ya gittim. Onunla gidip Banu'yu aldık. Sonra ver elini Ortaköy...Hooop bilumum deniz canlılarından ayaküstü yedikten sonra, House Cafe'ye gittik. Önce yine masumane birer kahveyle başladık. Sonradan aramıza Nihan ve Merve de katılınca, konsey Hacı Berna hariç (şimdi bu çelişki midir ironi midir Berna Hanım :) alkol tüketimine geçti. Bu arada Nihan Hanım hayatının aşkını yollarda bulmaya karar verdiğinden :) bizim masadan arkadaşlarının (!) yanına yan masaya geçti. Herkes birbirini güncelledi, eksikler giderildi. Gece 3 sularında eve dönüldü...Pazar gündüz ise aileyi Avrupa Birliği'ne ülkemizden önce sokan kuzenlerden Aslı ve Ronald yeni doğan bir boy küçük kuzen Alexander Emre'yle ve tüm aileyle bize geldiler. Hem anneannemin taburcu olması hem de bebek kutlaması yapıldı. Tabii ailede karmaşa, Emre mi desek Alexander mı, pek de sarışın mavi gözlü Hollandalı olmuş bu bebek...Ronald'la teyze ve dayıların kafa göz yararak İngilizce konuşma çabaları, biraz içildikten sonra klasik ''Sinem piyano çal, ama Ordu'nun derelerini çal! Kah kah kah!
'' şeklinde espri yüklü (!) seviyeli diyaloglar geçti. Haftasonu arkadaşlar, aile güzeldi. Boğaz Köprüsü renk renk yanıyordu. ''Nasıl bırakılıp gidilir ki bu şehir ''dendi. Sonra alkolün de etkisiyle, daha var günü gelince düşünülür deyip rafa kaldırıldı. Aileden, arkadaşlardan ayrılıp da gitmek nasıl olacak, nasıl yapıyor başarıyor bunu insanlar anlamıyorum. Ben fazla bağlıyım galiba...
Okura Not:*Üstteki resim o gecedendir.Nihan Hanım henüz masadayken çekilmiştir. :)