4 Nisan 2007 Çarşamba

Dişçi Korkusu


Yaklaşık 20 dakika kadar sonra 'kanal tedavisi' için (son kalan sinirlerim alınacakmış) dişçi koltuğuna oturacağım. Ve yaklaşık 1,5 saattir de Ekşi Sözlük'teki 'kanal tedavisi' başlığının altındaki tüm yazıları en ince detayına kadar okuyorum: Türkçe meali -> Kendime işkence yapmayı bir borç bildim.
Belki detaylarını okursam korkmam geçer diye düşünmüştüm...Yanılmışım, ödüm kopuyor. Kendimi şu an karşımda duran bekleme odasındaki camdan aşağıya atmayı düşünüyorum. Fakat 2. kattayız. Ölmeyip de sakat kalırsam bu sefer hem fizik tedavi hem de kanal tedavisi görmem gerekir...
Mantıklı olmak lazım...
Dişçimin kuzenim olduğunu daha önce belirtmiştim sanırsam... Bu işleri daha da zorlaştırıyor...Ağzında o tükürüğü emen minyatür boru varken ''Ogh nea!%&^**!!!!" gibi modern Türkçe'den çok uzak daha çok Orhun Yazıtları kıvamında bir dilde derdini anlatmaya çalışırken kuzenin sana "Fenerbahçe - Galatasaray" muhabbeti yaparken, sen o anda hiç bir anlam veremediğin "kanal", "pulpa", "nekroz" gibi sözcüklerin iyi bir şey mi kötü bir şey mi olduğunu düşünüyorsun... Ve kuzeninin zarif bir el hareketiyle tuttuğu o saf, minik toplu iğne görünümlü aletlerin sinirine dokunmasıyla beynin tavana vuruyor, bağırmak istiyorsun ama ağzında milyonlarca metal ve pamuk bulunuyor..."Aha, şimşek çakmış gibi oldu değil mi?" diyen kuzen için "En azından acımı anladı." diyorsun. Ancak onun "Hııı, evet öyle olur, devam ediyoruz daha kocaman aç." cümlesiyle de akabinde lanet ediyorsun...
Birazdan içeri geçeceğim, Allah'ım ya anestezi de işe yaramazsa sinirlerim uyuşmazsa...
(bkz:daha önce oldu oradan biliyorum veya bkz:ben bu filmi daha önce gördüm.)

Tanrım, yemin ederim 6 ayda bir diş kontrolüne geleceğim, diş ipi bile kullanacağım, dişçileri sevecek onları koruyacağım.

Amin, çürük dişin olduğu tarafa yüklenilmeden denir. O sevimsiz koltuğa doğru gidilir...

Hiç yorum yok: