
10 gün olmuş günlüğe yazmayalı...Günlüğe yazmayalı 10 gün oldu da peki 10 günde neler olmadı ki...Anneannemde kanser teşhisi, ardından biyopsi ve bugün ameliyat. Doktor temizlendi diyor, kemoterapi ya da radyoterapiye ihtiyaç duyulmayacak diyor. Umarım doğru çıkar. Haftasonu Ersin Bey'le ''Saturno Contro'' - ''Bir Ömür Yetmez'' filmine gitmiştik. İnsanların akıllarından aynı anda neler geçtiği - ne kadar farklı geçtiğini bugün telefonda konuşurken farkettim. Filmin geneline hakim olan hastane sahnelerinde bir replik vardı:
-Hemşire: Siz nesi oluyorsunuz?
-Arkadaşları: Dostlarıyız.
-Hemşire: Ailesi lazım, dostu kim takar hastanede?
Ersin Bey, o sahnede anneannemin ameliyatını düşünmüş,''Ziyarete gitsem, aileden değilim ki garip kaçar!'' diye...:)
Bense diğer bir repliğe takılmıştım:''Herşey olduğu gibi kalsın, hiç birşey değişmesin istiyorum. Daima böyle neşeli, mutlu kalalım. Sanki ''daima'' diye bir şey varmış gibi!'' Filmdeki Lorenzo 'yla düşüncelerimizin kesişim kümesindeki elemanları saydım o anda. Daima olsa keşke dedim, daima anneanne gibi kavramlar hayatında olsa. Hiç çıkmasa...
Gün bugün, ailecek kendimizi Türk hekimlerine emanet ettik...Doktorlar anneannemin ömrünü uzattı, bize bağışladı...''Daima'' tıbbın elinde midir? Tanrı'nın mı?
Bugün bunun cevabını bulamadım ama bir şey öğrendim, bir daha ameliyathane, bekleme odası, solunum topları, ameliyat önlüğü, sonda, beyaz ama garip bir şekilde iç karartan duvarlar, morg tabelası, yoğun bakım, yeşil önlüklü insanlar, tıbbi atık yazılı çöp torbaları...Görmek istemiyorum.
Ben bugün 10 yıl yaşlandım. Umarım ruhen benden giden bu yıllar, anneannemin hanesine fiziken eklenir.
Ve aklıma bir şiir geldi, koşa koşa eve gidip, odamdaki siyah-beyaz IKEA çerçevesindeki yine siyah-beyaz anneanne&dede resminin kenarına yazıldı:
Benim, bardağın, sürahinin
Önümüzdesin; rengin uçmuş,
Bu; eski, sevdiğim bir duruş
Elin, içinde benimkinin.
İçelim! Madem ömrümüz hoş
Geçmiş, tatmamışız ayrılık
Madem ne bayrağımız kırık
Madem ne sürahimiz boş.
Bir gün ikimizden birimiz
İçmek veya doldurmak için
Burada olmayabiliriz.
-Hemşire: Siz nesi oluyorsunuz?
-Arkadaşları: Dostlarıyız.
-Hemşire: Ailesi lazım, dostu kim takar hastanede?
Ersin Bey, o sahnede anneannemin ameliyatını düşünmüş,''Ziyarete gitsem, aileden değilim ki garip kaçar!'' diye...:)
Bense diğer bir repliğe takılmıştım:''Herşey olduğu gibi kalsın, hiç birşey değişmesin istiyorum. Daima böyle neşeli, mutlu kalalım. Sanki ''daima'' diye bir şey varmış gibi!'' Filmdeki Lorenzo 'yla düşüncelerimizin kesişim kümesindeki elemanları saydım o anda. Daima olsa keşke dedim, daima anneanne gibi kavramlar hayatında olsa. Hiç çıkmasa...
Gün bugün, ailecek kendimizi Türk hekimlerine emanet ettik...Doktorlar anneannemin ömrünü uzattı, bize bağışladı...''Daima'' tıbbın elinde midir? Tanrı'nın mı?
Bugün bunun cevabını bulamadım ama bir şey öğrendim, bir daha ameliyathane, bekleme odası, solunum topları, ameliyat önlüğü, sonda, beyaz ama garip bir şekilde iç karartan duvarlar, morg tabelası, yoğun bakım, yeşil önlüklü insanlar, tıbbi atık yazılı çöp torbaları...Görmek istemiyorum.
Ben bugün 10 yıl yaşlandım. Umarım ruhen benden giden bu yıllar, anneannemin hanesine fiziken eklenir.
Ve aklıma bir şiir geldi, koşa koşa eve gidip, odamdaki siyah-beyaz IKEA çerçevesindeki yine siyah-beyaz anneanne&dede resminin kenarına yazıldı:
Benim, bardağın, sürahinin
Önümüzdesin; rengin uçmuş,
Bu; eski, sevdiğim bir duruş
Elin, içinde benimkinin.
İçelim! Madem ömrümüz hoş
Geçmiş, tatmamışız ayrılık
Madem ne bayrağımız kırık
Madem ne sürahimiz boş.
Bir gün ikimizden birimiz
İçmek veya doldurmak için
Burada olmayabiliriz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder