Tıkandı... Bir şeyler yazmak istiyorum ama bulamıyorum. Yorgunluktandır belki de...Dün 6'da kalktım, gece de geç yattım. Bu sabah da 5'te kalktım, organizasyon vardı. Sabahın köründe Kuruçeşme'deki Les Ottomans Otel'e gittim. The Life Co adındaki şirketin toplantısı vardı. İyi yaşama, detoks, raw food konulu bir toplantıydı. Banu'ya selamlar raw food dedim de. :) The Life Co'nun Bodrum'da bir yenilenme kompleksi varmış. Hiç alakam olmadığından yeni öğrendim ki bizim ofise komşu Tünel'de yeni bir restoran açılmıştı SAF (Simple Authentic Food) adında, meğerse SAF da The Life Co'nunmuş. Hatta bu restoran geçen aylarda açıldığında biz ofisçe (bkz:Selin, Pelin ve ben) kınamıştık. Bir öğlen gayet mutlu mesut yemek yiyecek değişik bir yer ararken bu rengarenk, çiçekli böcekli restoranın büyüsüne kapılıp içeri girdik. Bir farkettik ki fazla oksijen var içerde. ''Eee, öhöm sigara nerede içiliyor acaba?'' diyip, ''Sokaktaki bankta, çıkınca hemen köşede hanımefendi...'' yanıtını alınca hooop uygun adım kendimizi dışarı atmıştık. Sonradan Banu beni aydınlatmıştı bu raw food akımıyla ilgili, ben de anladım ki pek sağlıklı, çok oksijenli bir olaydır, Sinem'e göre değildir.
Nitekim dün toplantının sadece The Life Co çalışanları için olan kısmında benim de toplantıya girmem için müşterimiz ısrar etti, kendisi bilmiyordu ki ben fosur fosur sigara içerim, spor salonuna 6 aylık üye olup maksimum (ki oda spor salonunun müdürünün özel olarak araması Sinem Hanım paranıza yazık gelin demesiyle) 1 ay giderim, tenis oynar ama 80 küsur yaşındaki emekli paşa bir amcaya yenilir sonra da ''Tecrübe farkı tabii canım, ondan.Adam 50 yıldır oynuyormuş.'' bahanelerinin arkasına gizlenirim... Nitekim toplantı başladı Brian adındaki sanırsam İsviçreli, muhtemelen 60 yaş civarında olup da detoks ve iyi yaşama sanatı, tai-chi, feng shui, sushi, wasabi ve hatta Mazda, Nissan ve Toyota... (bilinen tüm Uzakdoğu'ya ait kelimeler güzelce sıralandı.) sayesinde 30 yaşında gösteren beykişi, bir anda sigaradan söz etmeye başladı. ''Kendine nasıl böyle bir şey yapabilir ki insan! Aklım havsalam almıyor yarabbim!''dedi. (tam olarak böyle söylememiş olabilir, ama önemli olan dinleyicide yarattığı etki değil midir efendim) Sonra da ''Tabii ki aranızda içen yok, değil mi?''diye sorup dinleyicilere (şirket çalışanları bkz: hepsi birbirini tanıyor, bir ben Fransız) baktı, gözgöze gelince (bkz:U masa düzeninin olumsuz yanları, konuşmacıdan gözlerini kaçıramamak, konuşmacı sana her baktığında sahte gülücükler saçmak) ben de elimi kaldırdım. Ve evet beklenen son: Tek elini kaldıran, sigara içen bendim, ilk ara verildiğinde koşar adım kendimi dışarı attım. Bugün ki toplantıda da Brian tarafından müsait bir köşede sıkıştırılıp sigarayı bırakma, sağlıklı yaşama ve İsviçre'deki terapi merkezlerinin broşürlerinin de olduğu bir beyin yıkama seansına maruz kaldım. Ben sigarayı seviyorum sigara beni seviyor, harika kokuyoruz birlikte, ele güne ne kardeşim! (Hoop, flashback yaşanır: Arabayı ilk aldığımda Semih'in arabama aldığı hayırlı olsun hediyesi göz önüne gelir:''I Quit Smoking!'' broşürü) (bkz: çok bonkördür benim arkadaşım) (ya da daha optimist bir yaklaşımla; benim sağlığımı çok düşünür benim arkadaşım)
Uykum geldi sonunda, yarın okula gitmek için izinliyim. :) Ne ironik değil mi... Kriz Yönetimi konulu bir müzakere olacak Hollanda'dan gelen iki öğrenci ve öğretim görevlisiyle. Türkiye - Hollanda karşılaştırması yapılacak. Aslanlar gibi savunurum ülkemi! :) Müzakereden önce de ne yazık ki dişçiye gideceğim. İnsanın dişçisi kuzeni olunca bir de üstüne Fenerbahçeli olunca :( on kat sevimsiz oluyor. O koltukta, bzzztt sesi çıkaran aletin fon müziği eşliğinde dakikalar geçmek bilmiyor.Neyse ki yarın bu satırlar di'li geçmiş kullanılarak okunacak. Hayat bana dişçi kabusu sona erdiğinden bayram olacak. Sözlerimi bitirmeden, ağaşığıya SAF'ın bağlantısını ekledim. Ben oturur sigaramı bankta içerim önemli değil diyenler gitsin, görsün, yesin.
Bu yazıya yorum yazması beklenen muhtemel kişiler: Berna, Nihan, Semih bir de belki Ersin Bey, bir de blogumun varlığından haberi olsaydı Annem.
http://www.safrestaurant.com/
14 Mart 2007 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

8 yorum:
muhtemel yorum yazacak kisi degilim belki ama sıkı bi takipçiyim. hıh. efenim sana lafım şudur bu uzakdoğu mevzuyla ilgili: opel corsa toyota korona.
aman sev sigarayı o da seni seviyomuş bu kadar madem. AMAN DA NE GÜZEL.. ama dişçinin* dayanamadığın bızzt seslerinden daha korkuncu gelebilir başına bunu unutma.. Allah korusun mu.. ne? sen kendini koru bi önce.. :)
*tamam kabul ediyorum benim de gitmem gerek. üstüme gelmeyin.
ha bir de. şu küçük yazıları okuyunca göz doktoruna da bi randevu vakti nin geldiğini anladım.
Nihan kizim burayi bize acmislar!
Ah Sinem, icimden geleni bilsen! Seni, ve tum senin gibi o bankta oturup zehirlenmeyi (beni daha cok ilgilendiren ZEHIRLEMEYI) tercih edenleri, kapasam daracik bir odaya, nefes alamadan, ah tikansa cigerin, ah bir tutsa seni o oksuruk, o astim! Ah dumandan yansa gozlerin, yaslar aksa, "bitsin artik, yeter, bu ne sacmalik gormuyor musunuz, aptal misiniz, ölüyorum!" desen, saclarinin kokusuna dayanamaz hale gelsen, o anda yikanmaktan baska sey dusunemez olsan...
Ah bir kerecik olsun hissedebilsen ne kadar zor bizim icin sizin yaninizda kalmak... Ustelik siz sadece "keyif verdigi icin", sadece sizi mutlu ettigi icin icerken...
Anlamak mumkun degil.
Ya da ben anlamiyorum.
Sunu dusun : sevmedigin bir koku var, agir bir koku. Bir parfum mesela. O kadar ki, burnuna geldigi zaman mideni bulandiriyor, sinirlendiriyor seni. Ve yaninda ben, habire, sadece bunu yapmayi sevdigim icin, kokuyu sıkıyorum. Senin ellerini havada saga sola salladigini gorunce rahatsiz oldugunu anliyor, uzuluyorum ve onun icin biraz basimi geri cekiyorum. Ama sen de ben de biliyoruz ki, rahatsizlik vermeye devam ediyor.
Simdi dusun ki, ben yalniz degilim, bu kokudan neredeyse herkesin cantasinda bir sise var : dolmus soforunden tut da en yakin arkadasina kadar. Ve kimse, bunun sana rahatsizlik verdigiyle ilgilenmiyor! Cunku biz cogunluguz, bu kokuya hastayiz, ve bundan cok keyif aliyoruz!
Hele yanyana geldik mi, daha da keyifli, biri sıkınca oteki de sıkıyor!
Tum barlar boyle kokuyor, okulun ici boyle kokuyor, neredeyse artik sokaklar bile boyle kokuyor! Istemesen de ustune siniyor koku. Acik hava falan yetmiyor, yikanmadan gecmiyor!
Ne yapardin?
Bir dusun...
Bir restorana girer girmez hemen burnun o kokuyu alacak, bir anda cigerlerine dolacak koku. Sinirlenip cikacaksin, hem de delirmis gibi soylene soylene : "bu ne saygisizlik yahu buna tahammul etmek zorunda miyim ben?" . Ne fark eder ki baska yere gitsen? Digeri farkli mi olacak? Hayir. Tipatip aynisi olacak.
Belki su an sana abartili geliyordur, emin ol degil. Tam olarak boyle durum. Hatta bundan cok daha beter ama ben uzatmak istemedim. (Bu gazla kitap da yazarim)
Belki de biraz olsun hissedersin Sinemcigim, canimin parcasi dostum benim. Bu senin tercihin, istersen gunde bes paket ic. Ama icmeyen biri icin ne zor katlanmak bu sehre bunu anlatmayi denedim; "ya tutarsa?" diye diye...
Opucukler...
Allahım! Biliyordum, içimden bir ses bu yazıyı yoruma kapa diyordu ama dinlemedim, aptal kafam! Şimdi Berna'dan sonra Nihan da gelir yazar da yazar...İki gün sonra git de sıkıyorsa gönül rahatlığıyla yanlarında sigara iç...Nihan taa Florida'dan yetişmeye zorlama kendini canım, gelince de yazarsın yorum. Herneyse sevgili Banu şimdi evden çıkıyorum, dişçiye... :(
süper yazılar gerçekten
her türk gencine okumasını tavsiye ederim :)
Semih
Pelin beni blog la diyip duruyosun hadi yaziim barii. Aslinda boole asiri saglikli yasayip zikkimlanmak gibi dunyevi zevklerden mahrum kalan insanlarin bulundugu yegane mekana gitmek senin fikrindi yanlis hatirlamiyosam. Surda gul gibi her gun ayri bir garsondan firca yiyip, yemek yemedigimiz icin kovulur gibi kufur eden gozlerle bizi disari kovalayan garsonlarin oldugu Paradox restoranimiz dururken sen git elin oksijen delisi cafesine oturmaya kalk!! Kizim bikere biz alisik diiliz dokunur orasi bize basimiz falan doner ormana giden sehirli insanlar gibi. Simdi burdan yanlis bir mesaj vermis olmiim. Tabiiki paketlerinde uzerinde yazdigi gibi SIGARA ICENI OLDURUUUURRR. Burdan da gunluk dersimizi cikaralim ama diimi.
Hadi optum cicim. Yarin ayni saatte Paradox ta bulusmak uzere:)
Love ya! mucksss...
Hergün gidiyoruz ama hala adını öğrenememişsiniz Pelin Hanım, PERADOX :) Sevgiler&Saygılar
Hadi ya oranin adi cidden Peradox mu?? Bende niye peradox okuyo bunlar diyodum:) Ya guzelim ne farkeder iste ikiside ayni kapiya cikiyor..Bu arada yeni bir yer gordum orayi da deniyebiliriz yarindan tez yok!. Burda da boole is adamlari vardi gordugumde kacamiicaz gravatli, takim elbiseli insanlardan yani ama her gun ayni insanlarla yemekhane de yer gibi Legrand cilarla yemek yemek garip olmaya basladi. Bisey diil dedikodu yaparken musterimiz olan sahislara duyurmamak icin kisik sesle konusmaktan birbirimizi anlamiyoruz:) gerci bu bizi engelliyo mu HAYIIRR. Neyse ben ders calisiim, yarin saat 7:30 da gelicem almaya dedin ama icimden bi ses gec kalicaksin diyo:) neyse 2 dk fazla uyurum bende..
optum canimmm.
Yorum Gönder