Cumartesi günü (10 Mart 07) IELTS Sınavı yapıldı. Ersin Bey de girdi o sınava. Dediğine göre çok saçmaymış. Manasız bir doğru&yanlış bölümü varmış ki hele hiç sormayın... Sınava sinirlenen ama geçerim herhalde diyen Ersin Bey yorum yaparsa bu yazıya şahsından daha doğru bilgi alabiliriz diye düşünüyorum. Sayın Sir Ersin :), bekliyoruz sınavla ilgili aydınlatıcı bilgilerinizi...
NOT: ''IELTS de nedir ki peh!''diyerek sınavdan çıkan Ersin Bey, ''The Ugly Duckling and Me'' (filmin adıyla Sinem'in bu yazısı arasındaki benzerliğe dikkat) filmini izlemediği gibi homurtuları ve gümbürtüleri ile Sinem'e de izletmemiştir.Kendisi Salı günü yolcu olacağından, ona kızmıyor, sevgilerimizi iletiyoruz.
11 Mart 2007 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

5 yorum:
IELTS özetinde oldukça geyik bir sınav evt. Sonucu 9 üzerinden (9 ne be, niye 10 değil), ve yarım puan hassasiyetinde (notlar, 6.5, 7, 7.5 diye gidiyor).
Academic var okumak için alıcak olanlara, bir de general var geri kalan hepsi için. İkisinin Speaking ve Listening bölümü aynı, reading ve writing içeriği değişiyor.
Speaking de bir ingiliz oturuyor karşına, bik bik bik konuşmaya başlıyor, seni de inanılmaz konuşturmayı başarıyor, yani böyle sessizlik olur falan diye düşünmeye gerek yok, sen sussan da o susturmuyor, o yönden çok başarılılar.
Ne bilim, sınav işte ya, listening de falan dikkat etmek lazım, dalıp gidince bir bakıyosun 2 soru sonraya geçmiş çoktan adam. (benim biraz kafam dağınıktı mesela, hafif alkol, çocuklar almış yürümüş tabi, kimse beklemiyor, dedim "hocam noluyor durun, daha demin önceki sayfadaydık", o da dedi, "english please", dedim işimiz var sizinle)
Immigration için falan 6 istiyorlar, üniversiteler 7 istiyor genelde. Böyle bir sınav işte.
Sonuç itibariyle Murat bu sınavı geçti. Hatta iki ay sonra Prag'a taşınıyor. Sonra da kısmetse Avustralya'ya. Ersin Bey darısı başınıza.
Sınav formatını ve ne olacağını bilmeden IELTS sınavına girmek ayrı bir heyecan, özellikle sınavda yaşanan dumurlar bambaşka:
Bakınız beni şaşırtan konular:
- Gönderilen e-mailde ,saat 8'de sınav yerinde bulunulmazsa sınav hakkının yanacağı bildirilir, oysa 8.30 a kadar görevli gelmez,9 da ise sınav başlamışken içeri girenler olur.
- Listening dediğin not almaktır, anlatılanı anlamaktır.Kolay olsun diye belki bilmiyorum, önce soruları okutuyorlar sonra dinlerken konuşulanların içerisinde soruların cevapları bulunuyor.Soruyu mu geçtin? O soruyu mu anlatıyor? Bunu mu anlatıyor? Belli değil.Yıllar önce Boğaziçi Üni'nin Proficiency sınavına girmiştim. Meğerse Boğaziçi’nde ne kadar mantıklıymış sınav.
- Listening kısmında kadının birinin timsahlarla ilgili bilimsel bir makaleyi anlatması! Oysa ben general training sınavına girmişim niye bu akademiklik ?
- Reading kısmında cevapların nasıl verileceği belli değil. Sınavdan çıkıp bir bakıyorum kimse anlamamış cevapları nasıl vermek gerektiğini. Bir sorunun bir cevabı mı olabilir, birden çok cevabı mı olur hala muallakta. Aramızda uzlaşmaya varamadık.
- Writing kısmında hocanın birine mektup yazılması ve verilen kursa devam edemeyeceğinin belirtilmesi istendi. Buraya kadar mantıklı tamam ama metnin içinde hocaya kursu ve kursta ne yaptığınızı anlatın diye neden soruyorsun? O kursu o hoca vermemiş miydi ?
- Speaking ise en sonda gelmekte ve tamamen randevu usulü çalışılmakta, olay havadan sudan muhabbet. Bir de teybe kaydediyorlar.Sanırım interview yaptığım kişinin ilk sorusu olan ‘What is your name?’ ile teybin kayıt tuşuna basması arasında geçen ilk birkaç saniyelik kısımda şu konuşma geçti:
- What is your name ?
- My phone number ?
- No your name
- ...
Ya zaten iyi duymuyor benim kulaklarım Türkçe'de bile böyle of of :) Gelmeyin üstüme..
bu arada sınav sonucu geldi. 9 üzerinden 7.5. Speaking'de herhalde teyp kaydı başlamamıştı 8 vermişler onada:)
Yorum Gönder